Thursday, May 1, 2008

Homo urbanus Hobokenii

Bugun size bir aydir icinde yasadigim yaratiklardan bahsetmek istiyorum. Insan cinsinin bir yan dali olan bu erkek ve disiler cok tipik ozelliklere sahip. Ornegin bir yerde beklemeleri gerekiyorsa, mesela otobus, vapur falan onunde hemen kendiliklerinden kuyruk oluyorlar. Bu konuda o kadar azimliler gibi tekne iskeleye yanasmis ve kuyruk ilerlemekteyken bile bulunduklari yerde beklemek yerine iskelenin aksi yonunde ta kuyrugun sonuna dek ilerliyor ve kuyrukla beraber tekneye donuyorlar. Yarimadanin tunellerinde seyahat eden kuzenleri Homo urbanus Manhattanopsis'lerin aksine toplu tasim araclarinda asla uyumuyor ve 15 dakikalik yol sirasinda en az iki kez telefon konusmasi yapiyor ve maillerini en az bir kez kontrol ediyorlar. Okuma aliskanliklari da yeralti varyantindan farkli: bunlar hic kitap okumuyor, nadiren gazete karistiriyor, bu durumda da mutlaka Wall Street Journal aliyorlar ellerine. Sira takip etme aliskanliklari o denli kuvvetli ki otobus ya da tekneden inerken once her koltukta oturan koridora ciksin diye bekliyor ondan sonra inmeye tesebbus ediyorlar. En favori aksesuarlari gunes gozlukleri ve kahve kaplari. Aralarinda beyaz olmayan kimse yok.
Bugun 42inci sokakta otobusten inip ofise yururken birden deja vu duygusu kapladi icimi. Sonra hatirladim ayni Hair filminde askerlik burosuna giden Claude Bukowski gibiydim. Cevremde herkes bir noktaya odaklanmis bakislariyla hizli hizli saga sola giderken, ben islik cala cala aheste beste ilerliyordum kalabaligin icinde. Tabii islikla caldigim da `Aquarius` idi. Galiba bu sehri seviyorum.

No comments: