Monday, October 29, 2012

Bahtsız bedevi bildiriyor....

Hiç fırtınanın göbeğinden bildiren arkadaşınız olmuş muydu? Aha işte şimdi var:

Cuma günü geldik New York'a, keyifli ama zorlu bir yolculuktan sonra. Keyif kısmı dokuz saati geçen uçuşlara BM'nin business class uçma hakkı vermesinden kaynaklanıyordu; zorluk ise bizim serbest bagaj hakkını aynı zamanda bir külfet olarak algılamamış olmamızdan. Dört kişinin ikişer el bagajı hakkını toplam dokuz parça, beheri 25 kilocuk olarak uygulayınca ben uçaklara iniş ve binişte enteresan görüntüler sergiledim. Sonuçta Defnecik bir, Ayça iki, Verda 3 parça, ben de gerisi gibi bir adil paylaşım uyguladık. Tabii gerisi deyince bunlardan biri çevresine çanta bağlayarak el bagajı izlenimi oluşturduğumuz 21 inçlik iMac olduğundan uçak koridorlarında epeyce küfür yedim. Neyse toplamda hemen hemen 400-420 kiloluk bagajla vardık New York'a. E kolay mı taşınmak?

Cumartesi pastırma yazı gibiydi; Verda'nın doğum gününü NY'de turist gibi dolaşarak (artık resident olduk ya!) kısa kollu gömleklerle geçirdik. Vay be diyecekken Sandy eşikte belirdi. Dün öğle saatlerinde tüm toplu taşımın saat 19 gibi kapanacağını bildirdiler, biz de otele döndük. Bu arada kiraladığımız ev ancak 15 Kasımda falan hazır olacağı için bir aylık suit daire tutmuştuk Marmara Manhattan'da. Neyse döndük otele ama televizyonda boyuna gün başına her kişi için birer galon su depolayın, ekmek alın, elektriksizliğe hazır olan falan dedikleri için ben karşıdaki markete yollandım hemen. Market birer koli su kapmış çılgın Amerikalılarla doluydu haliyle ve ekmek namına yalnızca 'Lebanese pita' ve 'Cinnamon raisin bread' kalmıştı kimse yemediği için! Neyse ben de birkaç şişe su ve lastik kıvamındaki 'Vermont full wheat English muffin' cesetlerini alarak otele döndüm. Akşam bir numara yoktu havada, doğru dürüst yağmur rüzgar bile yoktu. Sabaha karşı, biraz da jet-lag etkisiyle bizim kızlar rüzgardan uyandılar ve böylece güne 5.30'da başladık aslan gibi. Normal koşullarda bugün bizim kızların okulda görüşmesi vardı, yarın da okula başlayacaklardı ama tabii ki tüm okullar tatil oldu. Toplu taşım kapalı olduğundan pratik olarak heryer de kapalı, zira çalışanlar gelemiyor.

Sabahtan beri oteldeyiz; ben iki kez karşı markete gittim yalnızca. Gıda aldık, mutfağımız var, Manhattan'da elektrik kesintisi beklemiyoruz ama kesilirse pek bir hoş olacak. Neyse aç ve susuz kalmayız ama rüzgar başka konu. Eğer tuttuğumuz eve taşınmış olsaydık şimdi daha beter durumdaydık zira nehir kıyısında olup vali tarafından evlerinden çıkmaları istenen 375 bin kişiden dördü olacaktık!  Otelin 28inci katındayız rüzgar vurdukça hafif sallanıyoruz. TVde bir hava durumu sunucusu zeminde 30 mil hızı olan rüzgarın 30^uncu katta 50, 60'ıncı katta 100 mil hızı olacağını müjdeledi, içimiz pek bir hoş oldu. Biraz önce binanın görevlisi gelip binanın tamamıyla güvenli olduğunu ama rüzgarla uçup gelebilecek sandalye falan gibi şeylere karşı perdeleri kapalı tutmakta fayda olduğunu (28.katta!) ve birşey için aşağıya inmek gerekirse asansör kullanmamanın daha emin olacağını söyledi. 

Şimdi, tüm yetkililer bu akşam 6 ile 12 arasında fırtınanın en şiddetli halinin olacağını ve sabaha kadar gücünün azalacağını söylüyor. Akşam altıdan sonra 3.5 metrelik dalgalar 70 mili geçebilecek rüzgar hızı bekleniyor. Hoşbulduk New York'ta resmen!!  

3 comments:

Arif Han said...

Eeee... Fırtına ne durumda? Sandy nasıl? Ne yapıyor?

Nobody's Wife said...

Hepinize iyi şanslar. Fotograflarla Sandy adlı albümü dört gözle bekliyorum. :)

Unknown said...

Bu saat itibarıyla Sandy'nin yavaş yavaş terk etme trendinde olması lazım. Durum nedir? Sokakta balık tutan var mı?