Thursday, May 8, 2008

Mamma Mia

Dun geldigimizden beri ilk kez cocuksuz birkac saat gecirdik. Bize inanilmaz yardimi olan sevgili dostum Coskun sayesinde ogleden sonra 2 matinesine Mamma Mia muzikaline Verda ile gidebildik. Muzikalin gerek sahne gerekse muzik kalitesine diyecek yoktu. Inanilmaz eglendik ve muhtesem Abba sarkilarini tekrar hatirladik. Ilginc olani mizansendi. Bir kere her zaman oldugu gibi isin icine bir Grek unsuru katilmisti, olaylar bir Yunan adasinda geciyordu. Verda ile bunu biraz tartistik ve bunun bir entrika olmayip esasen bir gecmise ve koke sahip olmayan Amerikalilarin kendilerine bir tur psodo-tarih yaratma cabasinin devami olduguna karar verdik. Hemen hem tum ABD sehirlerinde klasik Roma/Yunan mimarisine atifta bulunan sutunlu, tastan, eski gorunumlu binalardan bolca gorebilirsiniz. Koksuzlukten kurtulmanin yolu olarak bulmuslar bunu sanirim. Ayni seyi tiyatroda, bolca icad ettikleri `gelenek`lerinde, antikaci dedikleri ama icinde en eski sey 1900'larin basinda Cekoslovakya'dan gelmis cay fincanlari olan dukkanlarinda da gorebilirsiniz. Tum universitelerde ogrencilerin klupleri vardir (frathouse) ve isimleri de Phi-Eta-Gamma ya da Ipsilon-Teta-Alfa gibi birseydir. Adamlar `biz koklu bir uygarligiz` diyebilmek icin kendilerini paraliyorlar. Yillar once JHPIEGO'daki merhum dostumuz Terry bize Washington DC'de bir-iki binayi gosterip `bunlar neredeyse 250 yillik` dediginde ona `bizde 2000 yilliktan yeni yapitlara eski denmez` diye hava attigimi hatirliyorum da...
Neyse Mamma Mia'nin diger ilginc, belki de beklenebilir tarafi ise mizansenin tumuyle Amerikan kliselerine oturtulmasiydi tabii. Basta biraz aykiri gibi gelen bir kadinin ayni gunlerde birlikte oldugu uc erkekten hangisinden oldugunu bilmedigi kizinin babasini arayisi, sonunda uc erkekten birinin kadinin en eski arkadaslarindan birine aniden asik olup evlenmeye karar vermesi. ikincinin aslinda gey oldugunu aciklamasi, ucuncunun ise - salondan yukselen aaaaah sesleri arasinda - 21 yildir gormedigi kadina askinin hic sonmedigini soyleyerek evlenmeleriyle alkis ve gozyaslarina boguldu. Sanki insanlarin moodunu da idare eden bir orkestra sefi mevcuttu. E biz de insaniz tabii, olaya soguk kalamadik ve disariya kirlarda seke seke kosan cocuklar gibi, sen sakrak, hoplaya ziplaya mutluluk icinde ciktik.

1 comment:

Anonymous said...

sevgili abicim
notlarin hepsi harika
gözlemler de güzel
kabul etmek lazim ki bir yazarlik potansiyelimiz var yani
kizlar ve ucak müzesi korelasyonu süper
bir an önce dön de sunlari yüzyüze alalim
sevgiler selamlar